| |
Hazırlayan: Doç. Dr. Hayri
ERMİŞ
Toplumumuzda
cinsellik çok açık uluorta konuşulan bir konu değildir. Cinsellik üzerine
konuşma ve tartışma günümüzde hala tabular arasındadır. Bir kısım kadın bu
konuyu doktoruna açmaktan kaçınırken, bazen de doktorlar bu konuyu hastası
ile açıkça konuşmaktan kaçınır. Bu iletişim kopukluğundan çiftler
gebelikte seksten uzak durmaları gerektiği mesajını çıkarırlar ya da halk
arasındaki inançlara göre davranırlar.
Halk arasında birinci
trimestr (gebeliğin ilk 16 haftası)'de cinsel ilişkinin düşük ile
sonuçlanacağı inancı yaygındır. Bilimsel olarak en fazla gebelik kaybının
1. trimestr de olduğu gebelik kayıplarının cinsel ilişki nedeni ile
olmadığı, genetik bozukluklara bağlı olduğu bilinmektedir.
Gebeler
cinsel istek artışına rağmen cinsel ilişkinin rahim ağzının açılmasını
kolaylaştıracağı ve erken doğuma neden olacağı, damarların açılıp
kanayacağı, erkek cinsel organının bebeğin başına zarar vereceği gibi
asılsız, rahatsız edici düşünce ve inanışlara kapılıp cinsellikten uzak
dururlar. Her ne kadar orgazm (boşalma) oksitosin (rahim kasını kasıcı
madde) salgılanmasına neden olup rahim kasılmalarına yol açsa da bunlar
doğumu başlatmaz, erken doğuma neden olmaz. Cinsel ilişki bebeğe (fetusa)
zarar vermez erkek cinsel organının bebekle fiziksel olarak teması yoktur.
Anne karnındaki bebek rahim kasları, içinde bulunduğu gebelik kesesi ve
kese içindeki sıvı ile darbelere karşı koruma altındadır. Rahim ağzı
kanalındaki (servikal kanal) salgıların koyulaşması ile oluşan mukus tıkaç
bakterilerin ve semenin (sperm) rahim içine girmesini engelleyen bir
bariyer oluşturur. Cinselliğe engel oluşturacak tıbbi problemler olmadıkça
gebelik süresince hatta son güne kadar cinsel ilişki yasak değildir.
Gebeler cinsel ilişkinin zararlı olabileceği koşulları kendi kendine
değerlendirebilecek bilgi donanımından yoksun oldukları için bu konuda
kadınlar en sağlıklı bilgileri kadın doğum uzmanlarından
alabilirler.
Aşağıda belirtilen şartlar haricinde gebelere cinsel
ilişki yasak değildir.
- Gebelik kesesinin erken açıldığı, suların erken geldiği durumlar
- Vajinal kanama
- Önceki gebeliklerde erken doğum tehdidi öyküsü ve şimdiki gebelikte
erken doğum tehdidi
- Partnerin cinsel yolla bulaşan hastalık taşıyıcısı olması
- Plasenta previa (çocuğun eşinin önde olması ve rahim ağzı kanalını
kapattığı durumlar)
- Çoğul gebelikte gebeliğin son aylarında
- Kadın doğum uzmanınızca cinselliğe yasak getirilen diğer durumlar.
Gebelik süresince kadında fiziksel, fizyolojik değişiklikler olur. Gebe
bir kadında üretilen progesteron hormonu gebe olmayan bir kadına oranla on
kez daha fazladır. Gebe bir kadında bir günde üretilen östrojen miktarı
gebe olmayan bir kadının yumurtalıklarının üç yılda ürettiği miktara
eşittir. Gebelik süresince üretilen toplam östrojen miktarı gebe olmayan
bir kadında ancak 150 yılda üretilebilmektedir. Bu hormonlar gebeliğin
başında yumurtalıklar tarafından salgılanırlar daha ileri haftalarda bu
üretimi plasenta (eş) üstlenir. Gebenin kanında dolaşan yüksek seviyedeki
progesteron ve östrojen hormonları yumuşak düzgün bir tene, parlak saçlara
ve gebenin kendini iyi hissetmesine neden olduğu gibi memelerdeki ve
cinsel organlardaki değişikliklerle gebeler cinsel ilişkiye daha hassas ve
duyarlı hale gelir. Gebelikte seksin daha heyecan verici, daha doyurucu
olduğu, hatta aynı seansta birden fazla orgazm gebeler tarafından
bildirilmektedir. Hatta gebelerin çoğu gebelikten önceki dönemde
almadıkları kadar cinsel ilişkiden keyif alma eğilimindedirler. Bu,
gebeden gebeye değişebildiği gibi, gebelik süresince aynı gebede de
değişkenlikler gösterebilir.
Halsizlik, uykuya meyil, bulantı
kusma gibi gebeliğin erken belirtilerinin etkisi ile birinci trimestr'de
tipik olarak gebelerde cinselliğe ilgi azalma gösterir. İkinci trimestr'de
(16.-28. Gebelik haftaları) cinselliğe ilgi artarken, üçüncü trimestr'de
(29.-40. Gebelik haftaları) cinsel haz kalitesinin artmasına rağmen ileri
derecede büyümüş bir karınla hareket kısıtlılığı ve yukarıda bahsettiğimiz
korku ve endişeler ile gebelerin olaya tam konsantre olamamaları cinsel
ilgide azalmaya neden olur.
Yüksek östrojen seviyeleri genital
organlardaki kan akımını artırır ve dokularda kısmi su tutulumuna neden
olur , buna bağlı olarak vajen ve küçük dudaklar tıpkı cinsel uyarılma
esnasında olduğu gibi gergin ve dolgun hale gelir. Bu da duyarlı sinir
uçlarını daha hassas hale getirir. Memeler gebelik başlangıcı ile birlikte
irileşir ve hassaslaşır. Bu hassaslaşma memeleri cinsel istek artmasının
odak noktalarından biri haline getirir. Genital bölgedeki kan akımı artışı
vajinal sekresyonlar da artışa neden olur ki, bu da cinsel birleşmenin
normalden daha evvel gerçekleşmesine zemin hazırlar. Erken birleşme de
erken doyumla sonuçlanır. İyi bir cinsel birliktelik, çiftlerin
birbirlerine daha yakınlaşmasını sağlayıp; gebenin duygusal, alıngan,
kırılgan mizacı nedeni ile olası problemlerin çözümünde çiftlerin daha
toleranslı olmasını sağlayacağı gibi, anne ve babalığın ilk günlerdeki
problemlerin çözümünü de kolaylaştıracaktır. Sağlıklı bir gebelikte doğuma
kadar olan sürede cinsel ilişkiyi engelleyecek herhangi bir neden yoktur.
Normal bir gebelikte orgazm ile birlikte görülen rahim
kasılmalarının hiçbir zararı ve tehlikesi yoktur. Bu kasılmalar erken
doğum eyleminin başlamasına neden olmamaktadır. Bu kasılmalar normal doğum
için rahim kasının hazırlanmasına yardım ettiği ve doğum için pelvis
kaslarının yeteri derecede güçlü ve dayanıklı olmasını sağladığı yönünde
yayınlar mevcuttur.
Cinsel ilişkinin gebelikte enfeksiyona neden
olup bebeğe zarar vereceği inancı kesinlikle yanlıştır çünkü rahim ağzı
kanalı kalın bir mukus plakla kapalıdır. Bakterilerin rahmin içine
geçişine izin vermez. Bebek (fetus) gebelik kesesi içinde bakterilerden
izole bir şekilde yaşamaktadır. Gebelik kesesi içindeki su ile birlikte
travmalara ve basınçlara karşı son derece dayanıklıdır cinsel ilişki
esnasında eşin ağırlığından zarar görmez.
Gebeyi ve gebelik ürününü
enfeksiyondan koruma amaçlı bazı hekimler gebeliğin son ayı içinde cinsel
ilişkiyi yasaklamaktadır. Gebeliğin son ayında cinsel ilişkinin rahim içi
enfeksiyon riskini arttırdığını belirten günümüze kadar tek bir yazı
yayınlanmıştır. Tıp literatüründe bu yazıyı destekleyen ikinci bir yazı
bulunmamaktadır. |